Skip to content

8. Bölüm – Ben Aklımı Senle Bozdum

03 Nisan 2011

8. Bölüm

>Azu – For You

Direksiyonu tutan eline baktığında Lion’un birden içi gülmeye başlıyordu. Bilekliğinde bütün mutluluğu ile sallanan T harfi kalbinin içine baharı yerleştirmişti sanki. Arabayı süren kendisi olmasaydı camı açıp avazı çıktığı kadar haykırabilirdi. Tam üç sene beklemişti bu günü, bitmek bilmeyen gecelere göğüs germiş, her kemanına başlamadan önce kafasında yanındaki genci hayal etmişti. Şimdi ise bu kadar yakındı, sağ eli kenetlenmiş bir şekilde Tae Sub’un sol elini tutmaktaydı. Evine götürüyordu hayatının en önemli noktasına koyduğu insanı, harika günlerin başlaması için önce dinlenmeleri gerekiyordu.

Seul’ün mükemmel manzarası bakan gencin elini birazcık sıkarak “Yüzümü görmeme izin ver. Birazdan eve varmış olacağız ve ben o andan itibaren seni özlüyor olacağım”

Tae Sub ne kadar uzun zamandır böyle sözleri duymadığını düşündü. Gerçekten hoşlandığı birinden gelen cümleler onu daha da mutlu yapmıştı. Yanaklarının kızarmış olup olmadığı kontrol etmek için ellerini götürdü ve konuşmaya başladı “Dalmışım Lion. Düşünüyordum dolu dolu. İtiraf etmek istiyorum bir şeyi. Benden hoşlandığını düşünüyordum ama tam anlamıyla kesin değildim. Eğer doğruysa bile itiraf etmesine daha çok zaman var diyordum. Her şeyin böyle çabuk olması gerçekten çok güzel oldu”

Lion tam burada içinden “Acele değildi. Tam üç sene bekledim ben. Anlamsız üç sene” diye düşündü. Kelimeler ağzından dökülmeye başladığı sırada kendisini durdurmaya tenezzül bile etmedi. “Geçen gün bir kızla tanıştım. Yabancı biriydi ve çok tatlıydı, Korece’si ise oldukça akıcıydı. Onunla konuşurken birden birbirimize hayatlarımızı anlatmaya başladık. Ben onun hayatında etkili oldum mu bilmiyorum ama o benim hayatımda oldu. Onun sayesinden acele etmeye karar verdim, Bir kere seni kaybettim, bir daha kaybetmeyi göze alamazdım. Bunun gerçekleşmesine izin vermem”

Ucunda L harfi bulunan bilekliğin takılı olduğu sol eliyle Lion’un yanağını okşayıp “Böyle bir şey olmayacak” dedi.

Tae Sub’un ailesiyle beraber yasadığı mahalleye gelmişlerdi sonunda. Burası Seul’ün gösterişli yerlerinden biraz uzaktaydı. Sokağa girdiklerinde Lion evin önünde birinin durduğunu gördü. Hava karanlık olduğu için ve sokak lambaları yeterince etrafı aydınlatmadığından dolayı bekleyeni tam olarak göremiyordu. Tae Sub’un apartmanının girişinde durmuş sigara içiyordu. En belli olan görüntü içine çektiği sırada belli olan sigaranın ucuydu.

Arabadan indiklerinde ise bekleyen kişi kendilerine doğru gelmeye başladı. Yaklaştığında Lion bu kişinin artık kim olduğunu biliyordu. Ve bu durumdan hiçte memnun değildi

***

Ewon’un aklından beklerden türlü türlü düşünceler geçiyordu. “Ya eve gelmezlerse?” “Ya o piçin evine gidip seks yapıyorlarsa?” “Lion onu çoktan kandırmışsa?” Kafasını kemiriyordu ama kafaya koymuştu. Hava aydınlanana kadar bekleyecekti. Tam bu esnada bir araba sesini duydu. Sokağa girmişti ve yavaş bir şekilde ilerliyordu. Kendine çekidüzen vermeye çalışan Ewon, bir yandan da içtiği sekiz sigaranın etkisini azaltsın diye ağzına sakız atmıştı. Araba son modeldi ve siyah camlarından dolayı içerisi gözükmüyordu. Ama Ewon biliyordu, kesinlikle gelen beklediği kişilerdi.

Apartmanın önünde duran arabaya doğru adım atmaya başladı. Şoför kapısı açıldığı dünyada en görmek istemeyeceği insan karşısında belirdi. Lion bütün ciddiyetiyle karşısındaydı.

Arabadan çıkan Lion arabaya kilitleyerek Tae Sub’un içeride kalmasını sağladı. Karşısındaki egoist insana doğru ilerledi ve “Ne işin var burada?” dedi.

Ewon alaycı bir şekilde gülümseyerek “Sana ne? Tae Sub’la konuşmaya geldim. Çekil aradan ve kilidi aç, onunla konuşacağım” diyerek yanında geçmeye çalıştı. Lion elini gencin göğsüne doğru tutarak geçmesine engel oldu. “Önce benimle konuşmak zorundasın. Tae Sub’un seninle konuşacak bir şeyi olduğunu düşünmüyorum”

Yavaş yavaş sinirleniyordu. Kontrolüne hakim olmalıydı, yoksa kötü sonuçlar ortaya çıkabilirdi. Dişlerini sıkarak “Sana şu siktiğimin kilidini aç dedim değil mi?”

Gözlerini daha da yaklaştıran Lion “Açmazsam ne yapacaksın? Artık onun etrafında olmanı istemiyorum. Beni anladın mı? İstemiyorum!”

Arabanın içinde cama vurup dışarıya çıkabileceğini uman Tae Sub ise yanılıyordu. Hemen cep telefonunu çıkartarak Lion’a mesaj attı. Bunun etkili olacağını düşünüyordu”

Mesaj sesinin çalmasıyla beraber elini cebine atan Lion mesajını okuduğunda hafifçe güldü. “Beni seviyorsan lütfen kapıyı aç” yazıyordu. Arabanın kilidini açtı, Tae’nin yanına gitti.

Tae Sub karşısında Ewon’u görünce oldukça şaşırmıştı. Evinin nerede olduğunu nasıl biliyordu? Neden sabahın köründe gelmişti? Ve en önemlisi ne istiyordu? Aklındaki soru havuzundan kurtulduktan sonra anlamsızca karşısındakine bakmaya başladı.

Lion sevdiği insanın neler düşündüğünü gayet iyi biliyordu ve bu durumdan rahatsız olduğunu belli etmemek için resmen kıvranıyordu. “Hadi sen evine git, onu da boş ver. Dengesiz olduğunu biliyorsun” dedi.

Tae Sub tam ağzını açacağı sırada Ewon hışımla yanlarına geldi ve gencin sol kolunu tutup kendine çekmeye başladı “Benimle gel!” Elini geriye çekmeye çalışırken Ewon’un gözü bilekliğe takıldı. Ucunda L harfi bulunan özel bir yapımdı. Gözleri hemen Lion’un eline gitti, aynısını onda da görünce her şey anladı. Tae’yi kendine doğru çekerek “Bunu nasıl yaparsın?!” diye bağırdı.

Lion müdahale edecekken sevgilisinin dur işaretiyle yerinde kaldı. “Nasıl bağırabiliyorsun bana, nasıl?” Ewon şaşırmıştı, Tae Sub’un ani çıkışını bugüne kadar hiç görmemişti. Gözleri şu an alev saçıyordu ve alevlerle karşısında kim varsa yakabilirdi.

“Sadece bir soru sordum. Onunla sevgili oldun değil mi? Başın göğe erdi mi? Ama salaklık bende. Aptalca geceden beri burada bekliyorum. Ne için? Hiçbir sikim anlamı olmayan süslü hayaller için. Seninle konuşacağımı söylemiştim. Bekleyemedin mi beni? Hemen gidip birinin kollarına atlamak zorunda mıydın? Senden hoşlanıyorum işte, benimle olmanı istiyorum. Sadece benimle. Benim sevgilim, benim tekim ol!”

Lion karışmamak için avuçlarını sıkmaya başladı. Tae Sub duyduklarına inanamıyordu. Ewon’un kendisinden hoşlandığı belliydi, ama ne zaman olduğunu bilmiyordu. Yıllar önceki olay aklına geldi o anda. Hışımla Ewon’a bunları anlatmaya ve şu andaki duruma son noktayı koymaya çalıştı.

>V.O.S – Full Story

“Ben yıllar önce kendime düşen görevi yerine getirdim Ewon. Okulda seni ilk gördüğümde hoşlanmıştım, daha sonra da bu devam etti. Kendimi yedim bitirdim, hayır öyle değildir, boşa hayaller kurma Tae deyip durdum. Sen olabildiğince soğuktun herkese, sonra bir şekilde konuştuk ve senin o buz gibi duruşuna rağmen ben hep yanında oldum. Beraber kısa süre bir arkadaşlığımız oldu ve bu umudumu olabildiğince büyüttün. Ve bir gün, çevremdeki herkesin çift olduğunu fark edip bu duruma ne kadar özendiğimi gördüğümde karşına çıkmıştım. Sadece benin dinle demiştim ve senden hoşlandığımı söylemiştim. Büyük ihtimalle erkeklere ilgin yoktur, o yüzden sadece içimde kalmasın diye anlatıyorum, bir beklenti içinde değilim demiştim.

Sen ise karşımda bunları hepsini dinleyip gülmüştüm. O zamanlar da eskortluk yapıyordun ama ben bunu bilmiyordum. Gözlerimin içine bakarak “Demek altıma yatmak istiyorsun” demiştin. Dünyam başıma yıkılmıştı. “Altıma yatan bir sürü insan var, erkekler de oldu ama seni istemiyorum” Senden hoşlandığımı söylediğimde sadece yatakta alacağım zevke batan aptallardan olduğumu dile getirmiştin.

Olduğum yerde buz kesilmiştim ve sen gülerek sanki hiçbir şey olmamışçasına yoluna devam ettim. O gün eve gittiğimde sabaha kadar gözlerimden yaş aktı. Hayır ağlamadım, sadece gözyaşlarıma engel olamadım ve onlar akıp durdu. Şimdi ise karşıma gelip senden hoşlanıyorum diyorsun. Ama ben sana gülmeyeceğim, sadece şunu bilmemi istiyorum Kim Ewon Il. Ben gördüğün şu insanı seviyorum. Ona değer veriyorum ve sadece onunla olmanı istemiyorum. Senle olan defteri üç sene önce kapadım ben. Aradan yıllar geçince yeniden arkadaş oluruz diyerek beyaz bir sayfa açtım. Ama ne mümkün? Çomak sokmakta üstüne yok. O yüzden sen kendi yoluna, ben kendi yoluma”

Tae Sub bunları söyledikten sonra dizlerini tutarak derin bir nefes aldı. Yorulmuştu, Lion yanında gelerek şaşkın gözlerle kendisine bakıyordu. Bu sefer buz kesilme sırası Ewon’daydı. İlk defa biri karşısında bu derece açıp konuşup pat pat her şeyi anlatmıştı. Şimdi ise ne diyeceğini bilemiyordu.

Evine doğru ilerlemeye başlayan Tae Sub’u gördüğünde birazcık kendine gelmeyi başardı “Tae!” diye seslendi. Ulaşmaya çalıştığı sırada Lion’un engellemesi ile karşılaştı. “Defol git buradan, anlamıyorsun değil mi?”

Ewon’un damarına basıyordu artık. “Senin hissettiğin şeyleri ben de hissediyorum ve kolay kolay vazgeçecek biri değilim” Lion geriye doğru yaslanarak “İlişkimize en ufak bir zarar verirsen seni mahvederim Ewon. Git sen altına yatan o insanların parasını almaya devam et. Onlar senin gerçekten hoşlandığın şeyler, gerçek sevgililerin!” dedi.

Son cümleyi söyler söylemez Lion suratına sert bir yumruk yiyerek sendeledi. Ewon’un sinirden gözleri dönmüştü. Ne yaptığını bilmez bir şekilde olanca gücüyle saldırmaya başladı. İkinci yumruğu karın boşluğuna doğru atardım Lion koluyla engelleyerek Ewon’a sert bir şekilde kafa attı. Tae Sub olan biteni hayretler içerisinde izliyordu. Patlayan dudaklar, akan kanlar ve sinirden damarları çıkmış iki genç. Ne kadar bağırsa da hiçbir şekilde işlemiyordu. Yere düşen Lion’un üstüne oturan Ewon yumruklarını konuşturmaya başlamıştı.

İki eliyle yanaklarını sıkıca tutarak “Bunu çok daha önce yapmalıydım” diye bağırdı. Altta kalan Lion ani bir manevrayla dövüştüğü gencin dengesini bozarak boşta kalan ayağıyla suratına sert bir tekme attı. Tae Sub daha fazla dayanamıyordu. Ailesi uyanırsa bu olan biteni nasıl anlatacaktı? Olanca gücüyle bağırdı “Kesin şunu! Lanet olsun kesin!”

Sanki bu kavga onları sağır yapmıştı. Sabah devriyesine çıkan polis arabası onları görmeseydi iki gençte hastanelik olabilirdi. Işıklarını yakarak yanlarına gelip arabadan inen görevliler ikiliyi ayırarak yaka paça polis arabasına attı. Tae Sub’u da sert bir şekilde tutarak yanlarına koydular. İstikametin karakol olduğu su götürmez bir gerçekti.

***

“Kafanı kırdırtma bana Ji Hoo. Annen gelmiş kaç zaman sonra, sen bütün gününü dışarıda geçiriyorsun. Kalk bakayım!”

Ji Hoo’nun evindeki bu yüksek desibelin nedeni Wang Yuna’ydı. Annesinin sitemlerine karşılık olarak gözlerini bile açmayan Ji Hoo, kafasından aşağı bir sürahi dolusu soğuk suyu yediğinde anında kendine gelerek doğruldu. Yorganıyla donmuş olan yüzünü ve vücudunu silerken annesine söylenmeyi de ihmal etmiyordu.

“Anne! Deli olduğunu biliyorum ama diğer şeyler gibi onu da Kanada’da bıraksaydın ya? Yorgunum ama dinlemiyorsun, dondum burada. Götüme kadar su girdi”

Tiz bir kahkaha ile yatak odasını çınlatan annesi “Başka bir şey girmesinden iyidir. Beni deli etme çocuk. Bugünü beraber geçireceğiz, evden çıkmayı sakın aklında bile geçirme”

Ji Hoo annesinin bu durumuna bir anlam veremiyordu. Büyük ihtimalle özlediğinden dolayı böyle davranmaktaydı ve haklıydı da. Geldiğinden beri adam akıllı görüşmemişlerdi. Mi Na ile ilk kez bu kadar yakın olmuşlardı ve tam da annesinin geldiği zamana denk gelmiştir. Kalbini kırmak isteyeceği son şeydi, o yüzden teklifini kabul etti.

“Haklısın anne, özür dilerim. Tamamdır, bugün seninim. Söyle o zaman, ne yapmak istiyorsun. Okyanusa gidip güzel yerde öğle yemeği yiyelim mi?”

Elini dudağına götürüp birazcık düşünen Yuna “Hayır. Evde yiyebiliriz. Ben tek çocuğumla oturup konuşmak istiyorum. Üstünü değiş, duş al ve ana salona gel. Ben burada yokken neler yaptığını duymak istiyorum”

Duş aldıktan sonra salona inen Ji Hoo masanın üzerindeki yiyecek ve içecekleri görünce bu sohbetin uzun süreceğini anlamıştı. Olsun, çünkü kendisi de annesini çok özlemişti.

“Gel bakalım, bu konuşmada beni şaşırtacağına inanıyorum oğlum. Ben yurt dışındayken neler yaşadın? Ama öncelikle bir tahminim var, buraya geldiğim zamanlarda hep ön planında ben olurdum. Ama şimdi ilk defa değilim. Bunun da sebebinin “birisi” olduğunu düşünüyorum. Annelerden saklayamazsın. Anlat bana, kim bu kız?”

Ji Hoo annesinden bir şey saklayamayacağını yıllar öncesinden biliyordu. Geçmişi düşününce acı acı güldü. Hemen kendine gelerek koltuğa kuruldu ve annesine anlatmaya başladı.

>Dream Girls – 지금 만나러 갑니다

(Favorimdir)

“Evet, bir kız var. Adı da Mi Na. Aynı okuldayız, aynı sınıfta. Okul değiştirdiğimi biliyorsun, 12 Mayıs’ta üniversiteye belgelerimi götürmeye gittiğimde görmüştüm hiç. O günü hiç unutamam, merkez kampüste çimlere oturmuş arkadaşlarıyla konuşup gülüyordu. Yanlarından geçerken doğum gününün yaklaştığından bahsediyordu, yanındaki arkadaşının suratında “sürpriz partiye hazır ol dostum bakışı” vardı hatta. Surat okuma genini almışım senden anne”

Yuna gülerek oğlunun elini tuttu ve “Şimdiden heyecanlı, devam devam” diyerek çayından bir yudum aldı.

Küçük çöreklerden birini ağzına atan Ji Hoo devam etti. “Belgeleri okula teslim ettikten sonra bahçeden onu görebileceğim bir masaya oturdum. Şimdi böyle bahsedince sanki takip edecek bir manyak gibi duruyor ama benimki tamamen masumane bir durum. Laptopumu atarak okulun Facebook grubuna girdim ve doğum günleri yaklaşan kişilere baktım. Altı kişi vardı ve dördü kızda. Sırasıyla onların profiline baktığımda onu gördüm. Adı Han Mi Na’ydı ve büyük bir başarı sağlamışım gibi ellerimi havaya kaldırarak “Yatta!” diye bağırdım. Belki onun grubu bakmadı ama yakınımdakiler “deli” sanırım demişlerdir.”

Annesi pür dikkat dinlerken araya girdi. “Daha önce bu kadar ufak bir adım bile atmamıştın kimseye. Ah, yanlış. Aslında atmıştın, hem de Ewon’a değil mi?”

Ewon adını duyar duymaz Ji Hoo’nun gözleri irileşti, surat ifadesi değişti, dudakları anlamsızca kıpırdamaya başladı. Yuna oğlunun bu halini görünce hala unutamadığını ve atlatamadığını anladı.

“Seni asla üzmek istemem, biliyorsun Ji Hoo. Ama lisede olan bir olaydı ve aradan tam beş sene geçti. Atlatmış olabileceğini düşündüm”

Annesinin niyetinin iyi olduğunu biliyordu. O yüzden yüzüne maskesini takmaya zorlandı, ama sonunda başardı ve “Haklısın, ben de neden atlatamadığımı bilmiyorum. Belki de kimseye o kadar vermediğimdendir. Ne de olsa bir zamanlar en yakın arkadaşımdı, hatta kardeşimdi. Neyse, geçelim bu konuyu. Güzel şeylerden bahsetmek istiyorum” diyerek zoraki bir gülümseme yerleştirdi suratına.

Keyifle çayına limon sıkan Yuna “Hay hay” diyerek oğlunun devam etmesini istedi. Dışarıdaki ılık rüzgar açık olan salon pencerelerinden içeri girerek Ji Hoo’nun vücudunu usulca okşamaya başladığı anda genç devam etti.

“Hani birini ilk gördüğünde aklında hiçbir şey geçmez, sadece bakmaya odaklanırsın ya, bendeki de aynen bir durumdu. Ellerimi laptopun üstüne koymuş, öyle ona bakıyordum. Bir yandan da kendime kızıyorum ama, romantikliği, aşkı bu zamana kadar insanların zaafı, başarılı olmalarının önündeki büyük bir engel olarak nitelendiriyordum. Şimdi ise birine böyle aval aval bakmak kendimi salaklaştırmak gibi geliyordu. O yüzden düşünceleri kafamdan attım ve oradan uzaklaştım”

Derin bir nefes alan Ji Hoo, sadece annesine bu kadar açık olabileceğini düşündü o sırada. Gülen gözlerle kendisine bakan bu kadını dünyadaki her şeyden çok seviyordu. Çünkü o kendisini katıksız olarak seven yegane varlıktı, babasıyla beraber.

“Eve geldiğimde kendimi havuza attım ve deli gibi düşünmeye başladım. Her tarafım sıcak suda buruşana kadar düşündüm. Daha sonra spor yapmaya başladım, kollarım kopana kadar düşünmeye devam ettim. Koşuya gittim, ayaklarım bedenimden ayrılmak isteyene kadar düşündüm, düşündüm, düşündüm. En iyisi onu tanımak dedim ve doğum günü partisine katılmaya karar verdim, ama farklı bir yoldan”

Annesi bu cümlenin altında yatan mesajı hemen anlamıştı. “Sakın bana partiye “sözde hobi olarak gerçekleştiriyorum anne” dediğin mesleği icra etmek gittiğini söyleme Ji Hoo” diyebildi.

Oğlunun bakışı Yuna’nın dediklerini onaylıyordu. Elleriyle kafasına vurdu “Hayır, hayır bunu yapmış olamazsın. Bana eskort olduğunu söylediğinde bile sana kızmadım, ama şimdi kızabilirim. Hayatında ilk defa birinden bu denli hoşlandığını düşünüyorum. Çünkü aşkı tanımlarken benle babanı örnek aldığını biliyorum. Biz de ilk görüşte birbirimizden hoşlanmıştık ve sana bunu anlattığımda 12 yaşındaydım, gözleri öylesine açılmıştı ki, “Ben de öyle bir aşk istiyorum” anne demiştim. İşte o zaman samimiydin, hayatın boyunca öyle birini arayacağını tahmin ediyordum. Ve şimdi bulduğun konusunda da eminim, ama ne yaptın sen?”

Soluksuz konuşan Yuna nefes almak için durduğunda Ji Hoo sonunda araya girebildi. “Anne soluklan. Devamı var daha, merak etme” diyerek karşısındaki sevimli kadına göz kırptı.

“Doğum günü partisinin detaylarını öğrenmek için oluşturulmuş grubu buldum ve kendimi dahil ettim. Striptiz fikrini ortaya ben attım, böylece daha farklı ve heyecanlı bir parti olacaktı. Üyeler bu fikri beğendin ve partinin organizatörü olan arkadaşı Ga In kabul etti. İşte tam o sırada bizim sitenin linkini verdim. Şunu seçin demedim tabi şüphelenmesinler diye. Birinci sırada yer aldığım için beni isteyeceklerini düşündüm, ama onlar gitti Ewon’u seçti”

Yuna oldukça şaşırmıştı. “Ewon mu? Onun da eskortluk yaptığını biliyordum ama aynı yerde…” Cümlesini Ji Hoo tamamladı “Evet, aynı yerde çalışıyoruz ama kendimizi çok az görüyoruz. Neden eskortluk yaptığını biliyorsun aslında, benim bırakmam onunkinden çok daha kolay mesela”

Annesi biliyordu, her şeyi biliyordu. Ewon’u özlediğini dile getiremezdi. Bir zamanlar evlerinden çıkmayan çocuk, olan olaylar yüzünden oğluna düşman kesilmişti. Aynı şekilde oğlu da ona.

Karşısında oturan kadın konuşacakken Ji Hoo eliyle durdurup devam etmek istediğini belirtti. “Ama şans yeniden yüzüme gülmüştü. Hasta olduğu için katılamadı ve partiye ben gittim. Ona karşı olan duygularım gün yüzüne çıkarsa eğer ileride beni tanıyıp nefret etmesini istedim. Önümü tıkayacak olan engel olarak görüyorum. Striptiz yaparken bunun yeterli olmadığını gördüm ve ilişki teklif ettim”

Yuna ağzındaki çayı oğlunun suratına doğru püskürttü. Üzeri limonlu çayla bulanan Ji Hoo ise, sanki hiçbir şey olmamış gibi masanın üzerinde duran havluyu alarak yüzünü sildi “Ne, ne, ne yaptın? İlişki mi? İlk kez konuşuyorsun ve ilişki mi teklif ettin? Hem de üzerinde sadece slip varken?!”

Birden sesi yükselen annesi oğluna vurmaya başladı “Ben bile bu kadar manyak değildim, umarım kız ağzının payını vermiştir. Ne kadar ileri gittiğinin farkında mısın Ji Hoo?”

Aslında farkındaydı. Pantolonunu sıyırarak bacağında yer alan geçmemiş yara izini gösterdi. “Hem ağzımın payını verdi, hem de ayağındaki topukluyla bu kalıcı eseri bana armağan etti” dedi.

Yara izini gördükten sonra annesi kendine geldi. “Oh olsun! Şimdi hemen devam et, daha beteri gelmez umarım”

Ji Hoo kadının yanaklarını sıkarak “Güzel bölümler şimdi başlıyor” dedi ve anlatmaya koyuldu.

“Ondan sonra okula transferim gerçekleşti ve aynı sınıfta okumaya başladık. Ben biliyordum daha önce grupta gördüğümden dolayı ama onun haberi yoktu. İlk başlarda tabi ki benden nefret ediyordu, nasıl etmesin? Laflar sokuyordu, bahsettiğin konulara karşı çıkıyordu, hipotezlerimi çürütüyordu. O bunu yaparak beni deli etmek istiyordu ama ben git gide daha çok bağlanıyordum. O her gıcık davrandığında, ben daha yakın olmak istiyordum. Sonra elime bir fırsat geçti. Hemen plan yapıp ufak bir şantajla yemek randevusu aldım. Her şeyi ayarladım ve mükemmel bir akşam geçirdik. Bana olan önyargısı bitmişti ve ben de kabuğumu kırmıştım”

Çok beğendiği haşhaşlı çöreklerden kalan sonuncuyu da ağzına atarak devam etti. “Yemek teklifini yapana kadar çok düşündüm ve önümde ne olursa olsun mutlu olmayı hak ettiğim yargısına vardım. Ve böylece mutluluğa ilk adımı attık. O gece evine bıraktıktan sonra benden eskortluğu bırakmamı istedi. “Sana dokunan milyonlarca kadından biri olmam” dedi”

Annesi kafasını onaylar biçimde sallayarak “Esaslı kızmış. Bak şimdiden sevdim, hatta en yakın tanışmak isterim. Peki sen yapmayı düşünüyorsun?”

Mutluluk düşünceleri arasında “Bırakmayı düşünüyorum. Bugüne kadar kazandığım bütünü paranın yarısını patrona vermem gerekiyor ama yine de bırakacağım. Çünkü inanıyorum, Mi Na benim ruh eşim ve onu kaybetmeyi göze almayacağım. Yarın gideceğim kulübe”

Yuna çocuğunun ellerinden tuttu, yüzüne bir anne şefkatiyle bakarak “En doğrusunu yapıyorsun, seni her türlü destekliyorum, bilirsin. Artık normal bir şekilde hayatına devam etmenin zamanı geldi. Babana söyleyemiyorum diye kıvramam da artık. Sana yollamam için verdiği paraların hepsini alışverişe harcıyordum Kanada’da” diyerek kahkaha atmaya başladı.

Annesinin gülmesine eşlik eden Ji Hoo’nun güneşi bugünlerde hiç batmıyor gibiydi.

***

Dün geceki yorgunluktan dolayı bir türlü uyanamayan Ga In acı acı öten telefonun sesiyle irkildi. Saat ikiydi, arayan ise Tae Sub’tu. Hemen telefonu sarılarak açtı ve “Alo” dedi.

“Ah, Ga In sonunda. Bu üçüncü arayışım, sanırım deliksiz bir şekilde uyuyordun”

Arkadaşının hızlı hızlı konuşmasına anlam veremeyen kız “Sakin ol Tae. Sesin telaşlı geliyor, neler oldu tane tane anlat”

“Tamam, peki. Bir şimdi karakoldayız. Hatta Lion ve Ewon nezarethanede. Kavga ettikleri için içeri attılar, kefalet istiyorlar. İkisi de cüzdanlarını arabalarında bıraktıkları içinde yanlarında paraları yok. Bende de o kadar para ne gezer. Senden bir iyilik isteyeceğim, yapabilir misin?”

Ga In oldukça şaşırmıştı. Bu üçü arasında ne gibi bir olay olmuştu da karakola düşmüşlerdi? “Tabi yaparım, nedir?” diyerek merakını dizginlemeye çalıştı.

Tae Sub karşısındaki polisin “yeter” bakışlarının baskısını üzerinde hissederek hızlı hızlı anlatmaya başladı. “Lion’un hesap numarasını versem, ATM’den para çekerek Gangnam karakoluna gelip bizi çıkartır mısın saat sekizde? Daha önce salmıyorlar. İçeride kavga ettiler bir de bu yüzden. Benim hesabımdan ödeyeceksin, yok benim hesabımdan diye. Çocuk gibiler!”

Ga In hemen üstünü giyinmeye başlamıştı nedense. Bir yandan da omuzuyla telefonu tutup Tae Sub’u dinliyordu “Yaparım. O zaman tam saat sekizde parayla beraber oradayım” Telefonu kapatmak üzereyken aklına gelen şeyler konuşmaya devam etti. “Hey, senin bugün doktor randevun yok muydu? Hatta önemliydi değil mi?”

Unuttuğuna çok şaşırmıştı Tae Sub. Dostunun dediği gibi doktorla randevusu ve kaçırması hiç hoş olmayacaktı “Kartı sende de vardı Ga In. Tamamen unutmuşum, kafa kalmadı bende. Onu da arayıp nedenini söyleyerek randevuyu yarına almanı istesen, çok mu şey istemiş olurum?”

Ga In için bu gibi durumlar hiç sorun değildi. “Merak etme sen, onu da hallederim. Görüşürüz” diyerek yavaşça telefonu kapattı.

Tae Sub’ta telefonu yerine koyunca görevli memur kolundan tutarak kendisini nezarethaneye geri götürdü.

***

Mi Na telefonuna gelen mesajın gerçekleri içerdiğine emin olmak istiyordu. Ji Hoo yarın kulübe gidip ayrılacağını açıklayacağını ve kendisinin de ona eşlik etmesini istediğini yazmıştı. Hemen dokunmatik ekranına yapışarak “Yarın, sen ve ben, oradayız. Ve hayatının bir parçasını kopartıp ayırıyoruz”

Mesajı gönderdikten sonra rahatladığını hissetmişti. Belki ilk başlarda gerçekten ondan nefret etmişti ama kendisi her zaman insanlara ikinci bir şans verenlerdendi. Bu ikinci şansı mükemmel bir şekilde kullanarak Mi Na’ya açmıştı kendisini. Kendisiyle bir kez buluştuğu halde yıllardır devam etmiş olduğu eskortluğu bırakacağını söylemesi ne kadar ciddi olduğunun bir göstergesiydi. Bu yüzden Mi Na’nın beklentileri yüksekti. İkisi arasında ciddi bir ilişki umuyordu. Karakterleri birbirine benziyordu, bu yüzden geçinmeleri daha kolay olacaktı. Ama daha önce yapacak bir şeyi vardı. Eskortluk parasıyla aldığı hiçbir şeye binmeyecekti, o kazandığı paralarla giydiği elbiseler üzerinde olduğu sürece Ji hoo’ya dokunmayacaktı. Hatta yeni taşınmış olduğu evi de bu parayla aldığını söylediği için o müstakil binanın içine adım atmayacaktı. Kararlıydı, Ji Hoo belki eskortluktan vazgeçecekti, peki ya bunlara evet diyebilecek mi acaba?

***

Saat tam 7:59’da Ga In karakolun kapısından içeri girerek danışmadaki görevliden bilgileri aldı ve topuklularını üçlünün olduğu yöne doğru sevindi. Tae Sub, Ewon ve Lion onun geldiğini görünce ayağa kalktı. Ga In gençlere şöyle bir baktığında içinde gülmek geldi. Gözleri Ewon’u gördüğünde ise bir süre takılı kaldı. Her yerde muhteşem gözüküyordu, suratındaki izler bile yakışıklılığının gizlenmesine neden olamıyordu. Onu görmek bile kendisine birbirine tam zıt iki duygu olan mutluluk ve acıyı bir arada hissettiriyordu.

Görevli polise kefalet parasını ödedikten sonra hep beraber dışarı çıktılar. Ewon ve Lion’un suratındaki izlerden kavganın büyük olduğunu düşündü. Sonra aklına tek bir sebep geldi; inanmak istediği o neden. Tae sub yüzünden kavga etmişlerdi. Ewon gibi umursamazlar kralı bir insan, erkek yüzünden kavga etmişti. Ga In o sırada hıçkıra hıçkıra ağlayabilirdi. Kendine hakim olmalıydı, ne olursa olsun bir şeylerin ters olduğunu göstermek istemiyordu.

Lion Tae Sub’un yanına gelerek “Hadi, “evimize” gidelim” dedi. Ewon’u ithafen bunu dediği her halinden belliydi.

Dişlerini gıcırdatarak onlara bakan Ewon en sonunda arkasını dönerek sadece “Tae Sub” dedi ve elini kaldırarak aksi istikamete doğru yürüyerek uzaklaşmaya başladı. Ga In karşısındaki iki arkadaşı ile vedalaştıktan sonra Ewon’un peşinden gitti. Yan yana adımlar atmaya başladıkları zaman dudağı patlayan genç “Gerek yok gelmene, teşekkürler yardımların için. Görüşürüz” diyerek adımlarını hızlandırdı.

Ga In bu sefer kararlıydı, yalnız bırakmaya hiç niyeti yoktu. “Sağlam düşünemiyorsun şu an, hem pansuman yapmamız lazım” diyerek takip etmeye devam etti.

Gülümsedikten sonra dudağını tutan Ewon “Benim pansuman yerim burası” diyerek bir puba girdi. Önce soju, daha sonra ise votka ısmarlayarak deli gibi içmeye başladığında Ga In’in bu durumu engellemek için elinden hiçbir şey gelmiyordu. Az da olsa eşlik etmeye karar verdiğinde Ewon gülerek “Şimdi benim kafadansın” dedi ve içkisini doldurdu.

Bir saat boyunca aralıksız içen Ewon’u bardan çıkarmak için Ga In barmenden yardım istemişti. En sonunda caddeden bir taksi çevirerek rahata kavuştuklarını düşünüyordu. Taksiciye kendi evinin adresini verecekti, gıcık ev arkadaşının bu durum karşısında ne yapacağını bilmiyordu. Tam söyleyecekken Ewon sözünü keserek “Itaewon’a” dedi ve kendi evinin adresini söyledi. Ga In bu duruma itiraz edecek bir konumda değildi.

Evin önüne geldiklerinde taksiciye parasını verdi ve Ewon’un omuzunun altına girerek içeri doğru yürümeye başladı. Dışarıdan oldukça güzel gözüküyordu bu ev. Döşemelerin işçiliği, kapının güzelliği, bahçesinde çiçekler hep özenle seçilmiş gibiydi.

Ama Ga In’in şu anda bunları düşünecek vakti yoktu. Ewon evin anahtarını da arabasının içinde bıraktığı için yedek anahtarı aramaya koyuldu. Taksideyken sağdaki ilk pencerenin önünde yer alan bonzainin içinde olduğunu söylemişti.

“Neden herkes gibi paspasın altına ya da posta kutusunun içine koymuyor ki?” diye düşünmüştü Ga In. Anahtarı aldıktan sonra kapıyı açtı ve tekrar omuzunun altına girerek içeri girdiler.

Ewon işaret parmağı ile pusula görevi görüyordu. Eline bakarak yatak odasını buldular. Hoşlandığı genci yatağa attıktan sonra rahatlamıştı, ağzından derin bir “oh” sesi çıktı. Kendisi de karşı koltuğa oturdu ve Ewon’u izlemeye devam etti.

>Canan – Jenerik

“Ne yapıyorum ben? Hemen yatırıp evime gitmeliyim” diye söylendi. Yakışıklı gencin ayakkabılarını ve çoraplarını çıkardı, gömleğinin düğmelerini çözdü. Altından yorganı çekerek üzerine örttü. Pantolonuna ise hiç dokunmadı.

Genç masum bir şekilde gözlerini kapatmıştı. Ga In usulca kulağına yaklaşarak “İyi geceler Ewon” dedi ve arkasını döndü. Odadan çıkmak için tam hareket edecekken bir el onu kolunda yakaladı ve kendisine çekerek “Gitme” diye seslendi.

Ewon gözleri yarı açık bir şekilde kendisine gitme diyordu. Ne yapacağını bilemez bir şekilde usulca muhteşem yüzüne baktı. O yara izlerinin hepsini tek tek kendisi iyileştirmek istiyordu. Ewon’u bütün bu yara izlerinden korumak istiyordu, ama en önemlisi sadece yanında olmak istoyordu.

Ga In bunları düşünürken Ewon ani bir hamle ile kızın dudaklarına yapıştı. Şehvetli bir şekilde kollarıyla onu sordu ve öpmeye devam etti. Ga In’in bütün dünyası, zamanı, hatta hayatı sanki durmuştu. Ne yapacağını, ne diyeceğini bilemiyordu. Kaç zamandır arzuladığı insan onu öpüyordu, ama sarhoştu.

Bunların hepsinin farkında olan genç kız, Ewon’u kendisinden uzaklaştırmak yerine tek zaafı olan bu sarhoş çocuğun öpücüklerine ihtiraslı bir şekilde karşılık vermeye başladı.

Üzerine örttüğü yorganı kaldırıp attı, yavaş yavaş soyunmaya başladı. Bir yandan da Ewon’un pantolonuna hamle yaptı. Ewon ise genç kızın göğüslerine kafasını gömmüştü, tek istediği arzularını doyum noktasına ulaştırmaktı, çünkü buna hasretti.

Uzun süren ön sevişmeden sonra sıra sekse geldiğinde Ga In yeniden düşünmeye başladı. Ama bir kez daha zaafına yenik düşerek Ewon’la yattı.

***

Sabah olduğunda ilk uyanan kişi kafasını ellerine götürerek “Ben ne yaptım?” diye pişmanlığını yerine getirdi. Sarhoşluğun ve zaafın verdiği zevk, ileride hissedilecek acılardan daha mı büyük olacaktı?

8. Bölümün Sonu..

Reklamlar
14 Yorum leave one →
  1. 03 Nisan 2011 23:00

    ellerine sağlık dostum, şahane bir bölüm olmuş. hele sonda olanlar, neyse ben sırayla gideyim en iyisi:))

    öncelikle lion’a da sempatim olsa da, ewon sevgim hala ağır basıyor. normalde kang’ı çok sevdiğimden belki, bilemiyorum. ama zamanında tae sub’ı reddettiğini öğrendiğim halde, hala tepki gösteremiyorum. acaba haklı bir nedeni var mıydı reddederken, yoksa o sıralar hoşlanmıyor muydu? ya da aklıma bir anda düştüğü gibi hayatında başkası mı vardı, mesela jihoo??

    ewon’un tae sub’ı reddetme öyküsünü dinlediğim anda bir süredir aklımda olan şüphe netleşti, ewon ile w arasında geçmişte bir şeyler olmuş. yani olduğu kesin de zaten başından beri, daha “duygusal” bir şeyler olmuş gibi geldi. nitekim bir süre sonra, w’nin annesi ile konuşması sırasında başka ipuçlarına rastladım ve teorim güçlendi. zaten büyük bir düşmanlık varsa mutlaka geçmişte gerçekten yakın olan iki kişi arasında olur, ama burda daha fazlası var gibi. ama kim kime yanıkmış, kim reddetmiş, orda kararsız kaldım. sanki darbeyi yiyen w’ymiş gibi geldi. sanırım ewon’un zamanında tae’yi reddetme öyküsünün altında da böyle bişey var. neyse bekleyip göriciiz.

    taesub’ın lion ile çıkmasına hak verdim tabi. ne kadar ewon’la olsun desem de, taesub’ın gözünden bakınca, en mantıklısı hep yanında olup, sevgisini belli eden kişiyle olması. ömrünün sonuna dek ewon’u bekleyemez ki! ama ben ilerde bir birleşme olacağından umutluyum.

    birleşme demişken, sondaki sahnede naptın öyle? ga in amacına ulaştı ama ewon nolacak. afedersin iyice boka battı. zaten taesub giydirdi lafları bir güzel, bir de ga in’le yatınca ewon’un aşkının karşılık bulması iyice tehlikeye girdi amanın:)

    bir de taesub neden doktora gidiyor? asıl en önemli soru bu oldu benim için. bana dram derken, sen dramın gözüne vurmayasın^^ ama bir şey diyeyim mi, hastalığın ne olduğunu biliyorum sanırım. beyinsel ya da psikolojik bir şey. yan etkisi unutma olabilir ve taesub bu yüzden lion’u hatırlamıyor olabilir? yaklaştım mı acep yazarım, çingum??

    kısacası, yine bolca merak ettiren bir bölüm olmuş. her zamanki gibi actionı, vurucu diyalogları, şaşırtan gelişmeleri de eksik kalmamış. güzel müzikler de eklenince, tam olmuş.
    ellerine sağlık, yeni bölüm için çok bekletmemen dileğiyle^^

    • 06 Nisan 2011 00:38

      Teşekkür ederim çingu, her bölüm taşlarımı dökmeye devam ediyorum 🙂

      Ewon’un ne kadar çok sevildiğini bu bölüme gelen yorumlarla artık iyiden iyiye öğrendim. Sanırım anketimin sonucu değişmeyecek^^ Tae sub ile olan geçmişlerinde neden öyle davrandığını açıklayacağım, ama belki de hiç neden yoktur, sinir bozucu soğukluğundan da yapmış olabilir. Bilemiyorum :p

      Ji Hoo ve Ewon kısmına da girdik sonunda yavaş yavaş, tahminler gelmeye başlıyor, bakalım belki de bu tahminlerden biri doğrudur kim bilir? 🙂

      Lion gerçekten seviyor ve gerçekten aşık. Bunu 9. bölümde çok daha iyi anlayacaksınız diyorum sadece. Bekleyin, bir bomba daha patlatacağım 😉

      Ga In mantığı yerine duygularıyla hareket etmeye çalıştı, burada sarhoş olan Ewon’u suçlayamayız pek. Peki ya sabah kalkıp pişman olduğunu dile getiren kim? Hepsi bir sonraki bölümde 😀

      Yaklaştın mı 7 gün sonra öğreneceksin çingum hehe 🙂

      Saolasın, öpüyorum çok^^

  2. 03 Nisan 2011 23:41

    Ahanda bir bölümün olaysız geçsin çingu, bol bol atraksiyon vardı yine, şikayetçimiyiz tabi ki hayır 🙂 Yanlız ilk defa kısa geldi bana, yada bölümün heyecanından hızlı okudum bilemiyorum 😀

    Öncelikle ellerine sağlık yine heyecanı yüksek bir bölüm olmuş.

    Geçen bölüm çok heyecanlı bir yerde bırakmıştık yine heyecanlı bir yerden devam ettik. Ewon’dan nefret edelim diye elinden geleni yapıyorsun demi ahaha:P Ama nedense hiç etkilenmedim, bence o reddedişin altında yatan bir neden var. Ji sub’la ilişkisiyle ilgili değil bence çünkü 3 sene önce üniversieye yeni başlarken dedi. Ji sub ise lisede kalmış bir olaymış. Yada etkileri hala devam ediyordu, ya da benim tahminim bu eskortluk işine yeni başlamıştı o zamanlar ve Tae Sub’u kendinden uzaklaştırmak istedi. (çok mu polyana oldu bu:P ) Ahh şimdi daha çok merak ettim neden neden ahaha

    Tae Sub’un doktor olayını duyunca aklıma hafıza kaybı şüphesi geldi benimde, bazı zamanları hiç hatırlayamadığı için doktora gidiyodur, mesela lion olayını

    Lion’da Ewon’u kızdırmak için yok evimize diye vurgulamalar, bileklikler falan, bu arada o bileklikleri hangi ara taktılar maşallah:)

    Meğer bizimki Mi Na’yı tee öncelerden görmüştü ne planlar yapmış. Bravo valla gruba girip striptiz fikrini önermeler. Benim böyle bir plan yapmam için 56 yıl falan düşünmem lazım ahaha:) Bu arada farketim de senin hikayende tüm kahramanların bir geçmişleri var hemnde hiç çakılmayan böyle bir anda çıkıp insanı şaşırtan cinsten sanırım hikayeyi çekici yapan en önemli şeylerden biri bu 🙂

    W’nin anneside olay kadın valla, oğluna göndereceği parayla alışveriş yapması süperdi:)

    Ah olan Ga İn’ oldu ama, geçen bölüm de demiştim üzülüyorum bu kıza:( Bakalım yine meraklandırıcı bir sonla kaldık, umarım yeni bölüm çabuk gelir 😉

    Şarkılardan V.O.S ve Dream Girlss çok beğendim çingu, tekrar ellerine sağlık, yeni bölümde kolaylıklar diler, dört gözle beklerim 😉

    • 06 Nisan 2011 00:44

      Heyecandan olmuştur o çingu, hızlı geçmiştir. Tam 11 sayfa yazdım çinkü haha. Yalnız var ya, hikayelerimiz bittiğinde resmen bir kitabımız olacak.

      En az 150 tutuyor çünkü. Ne zaman biteceğini kestiremediğim için 200 sayfayı bile geçebilir benimki 🙂
      Temmuz’a kadar bitmezse -büyük ihtimalle bitmez, ama bitedebilir- çıkarttıralım fotokopi olarak, hatta bastırırız bile, aklıma böyle şeyler geliyor arada 😀

      Tae sub ve Ewon cephesinin geçmişi tabi ki bitmedi, aklımda daha şaşıracağız 3 tane şey var, hiç beklemediğiniz :p

      Geçen bölümde pencere önündeki itiraf sahnesinde lion takmıştı ya bileklikleri 🙂

      Ji Hoo’nun bir anda değild, hazırlığı vardı önceden. Annesi de pek mutlu oldu 🙂

      Ga In bakalım mutlu olacabilecek mi?

      Dream Girls’ü ben çok çok iyi buldum, hemen de yerleştirdim. Dinlemesi çok keyifli. Teşekkürler çingum, ben de sizlerin hikayelerini dört gözle bekliyorum 🙂

      ^^

  3. 04 Nisan 2011 15:54

    Harbiden Ga in ve Ewon ne yaptı öyle:))

    Bölüm fotosu güzelmiş=)

    Lion ve Ewon resmen bir erkek için kavga ettiler, mücadele ettiler. Tajikomikti benim için:) Alışılmışın dışında ilişkiler var hikayende. Her bölüm şaşırtıyorsun.

    En çok merak ettiğim, merakla, sabırla, yazmanı beklediğim olay Ewon ve Ji hoo’nun geçmişi! Anne bile biliyor olayları. Eskiden kardeş gibi olan bu ikili nasıl böyle düşman olmuşlar. Sırrı henüz öğrenemesekte her bölüm biraz daha yaklaşmak heyecan verici 😛

    Anne tam komedi 😀 Oğlunun yaptığı işi biliyor kadın vay be 😀 Üstelik babanın oğluna diye verdiği parayı alışverişte çatır çatır harcıyor, haha 😀 Anne-oğul çok çılgın!!~

    Ji Hoo’nun, Mi Na’yı çok önceden tanıması, planlar yaması falan.. Olay çocuk şu Ji Hoo, sürprizlerle dolu bir karakter. Şimdi Mi Na, W’dan eskortluk yaparak kazandığı herşeyden vazgeçmesini isteyecek, bakalım W nasıl tepki verecek.

    Ga In’e yazık yahu!

    Ellerine sağlık

    • 06 Nisan 2011 00:50

      Teşekkürler çingu, bölüm fotolarına özen gösteriyorum oldukça 🙂

      Ga In ve Ewon cephesinde şok şok şok diyoruz :p

      Tae Sub ama hak ediyor yani, neden diye soracak olursanız 10. bölümü bekleyin diyorum. Onun üzerine hiç eğilmedik, hayatına pek bakmadık. Bakmak lazım değil mi? 🙂

      Ji Hoo ve Ewon olayını en son açıklayacağımı söylemiştim, o yüzden merakı az da olsa gidermek için küçük küçük ipuçları yazıyorum^^

      Anne deli; porno getiriyor, paralarla alışveriş yapıyor. Ji Hoo annesine çekmiş kesinlikle.

      Sağ olun var olun, ben sizlerle varım diyorum 😀

      Ayrıca ikinci afiş için de çok çok teşekkürler çingu, ellerine sağlık, nefis olmuş diyorum 🙂

      ^^

  4. akira permalink
    04 Nisan 2011 22:26

    Vuhhuuu ne bölümdü bee 😀 Her ne kadar bana heyecanlı yerde bitmedi oku desende ben bu tezi kabul etmiyorum efem 😀 Çıtayı her bölüm yükseltip bizi şaşırtmaya devam ediyorsun aferim, ama beklentilerimiz gittikçe yükseliyor haberin olsun yani 😀

    Bu ne beee Ga In ve Ewon cephesinde herşey boka sardı :s ee ne edicen şimdi Ewon efendi!!! Ga In namusumu kirlettin hamile kaldım evlenmeliyiz diyormuş aha 😀 iki dakikada abuk Türk dizileri moduna sokarım böle 😛 Şaka bir yana Ewon’un işi hiçç kolay değil ama Ga In’de biliyor Tae Sub’ı sevdiğini:s Off sıçtı bunlar sıçtıı 😀 Ewon Ewon, Ewoon Ewoon diye ağıtlar yakıyorum şu an biliyor musun 😀 Evet geçen bölümde ki tahminlerim ortaya çıktı. Tae’ye posta koyan Ewonmuş ama nedennn acaba 😀 Kesin geçerli bir nedeni vardır diye düşünüyorum bir yanımda o zamanlar herifin burnu kaf dağındaydı, götü kalkmıştı diye düşünmeden edemiyor 😀 Sonuçta Ewon’dan bahsediyoruz yani. Tae ağzının payını iyi verdi helal goçuma 😀 azcık dişlerini göstersin yahu 😀 Zatii Ewon iyi şok oldu onun o halini görunce aha. ulen ne bulunmaz hint kumaşıymışsın be Tae 😀 2 tane cillop gibi çocuk senin için mortal kombat moduna geçtiler oyy oyy oyy 😀 Kıskanmadım desem yalan olur yanii 😀 Sen doğru seçimi yaptın Lion tam senlik. Ama Ewon’a da kıyamıyorum bee 😦 Umarım Ewon’un neden Tae’yi bu kadar ağır bir biçimde reddettiği hakkında aydınlatırsın en kısa zamanda. W ile Ewon’un eskiden bu kadar yakın olduğunu asla tahmin etmiyordum okurken koca bir ohaa tepkisi oda da yankılandı haberin olsun 😀 İkilimiz neden bu kardeş modundan çıkmışlar?? Merakım tavan yaptı yani 😀 Kim kimi sevmiş ama karşılık bulamamış off pufff. İyi şaşırttın bu w ile Ewon konusunda haberin olsun 😀 En kısa zamanda soru işaretlerinin yok olmasını istiyorum bu biline 😀 W bebişim Mi Na için yaptığın çabanı takdir ettim aferim nette araştırmalar ortaya fikir atmalar takdir edilesi^^ Doğum gününde yediğin haltı da telafi ediyorsun. Senden rahatı yok şimdi ama bakalım Mi na’nın eskortluktan kazandığın parayla aldığın herşeyi bırak teklifine ne dicen. Kesin kabul eder ama anasından para alıp iyi bi alışveriş yapıcağı kesin 😀 Bana bu eskotluk işinden o kadr çabuk kurtulamıcak gibi geliyor. Ya patron yamuk çizicek elinde ki en iyi elemanı kaybetmemek için daha ağır şartlar koşucak işi bırakmasın diye ya da bırakıcak ama müşteriler rahat bırakmıcak gibi. Yani eskortluk davası bu kadar çabuk kapanmıcak ve çiftimizin başını ağrıtıcak 🙂 Bi Tae’nin hasta olması eksikti onu da yaptın ya bravo 😀 sakın drama çevireyim deme!! Beynimde tümor var 1 seneye kalmaz gidiyorum gibi şeyler okumak istemiyorum ben 😀 Tekrar bol aksiyonlu ve aydınlatıcı bir bölümde görüşmek üzere kolay gelsin 😀 Bakalım karakterlerimiz tutkulu ilişkiler çıkmazına doğru daha ne kadar ilerlicekler^^ Merakla bekliyorum…

  5. 05 Nisan 2011 06:27

    vayyy, çok dehşet bir bölümdü lee… ewon’u sevmemekte haklıymışım, ahah 😀 zavallı tae sub’a ne biçim davranmış manyak… uyuz, hıh! 😛 tae sub lion’a yar oldu, iyi oldu 😀 😀 (şimdi yukarıdaki yorum sahibi kızların hepsi beni parçalayacaklar, ahaha 😀 ) yalnız bizim tae sub da ne kadar iyi adammış, bu ewon’un 3 sene önce kendisine yaptıklarına rağmen ilk bölümlerde çocuğa gayet iyi ve arkadaşça davranıyordu. ben olsam bi daha suratına bile bakmazdım yav…

    ayrıca w’nin annesi de çok renkli bir kişilik çıktı 😀 ikilinin sahnelerinde çok eğlendim 🙂 anne süper kafa biriymiş yahu, hiç yargılamayan, oğluna son derece arkadaşça yaklaşan… adam eskortluk yaptığını bile annesine alatıyor, daha noolsun? benim oğlum olsa iyi bi dayak yerdi benden heralde (evet, bu bakımdan korelilere benziyo olabilirim :P) yalnız w striptizden sonra mi na’ya ilişki teklif ettiğini anlatınca çayı nasıl püskürttü, ahahah 😀

    hehe, yalnız bi typo’nu yakaladım çingu (gerçi bilinçli de yapmış olabilirsin, haha 😀 ) w, annesine ewon’dan bahsederken: “Belki de kimseye o kadar vermediğimdendir.” diyor 😀 😀 değer vermek olucak bu, di mi?? 😀 😀

    ah ga in’cim ya… ben en çok onun için üzülüyorum… sonunda ewon’un duygularını anladı zavallım… yine de başkasına aşık olan bu adamla yatmaya engel olamadığına göre çok feci, feci aşık… sabah kalkıp pişman olanın da ga in olduğunu düşünüyorum. ewon öyle pişman olcak bi tip diil çünkü, ahah 😀

    ayrıca mydestiny’ye katılıyorum, bu bölümün resmi ne güzel olmuş! bu harika resimleri nerden buluyosun yav?

    süper bölümdü lee… w ve ewon arasındaki sırrın çözümüne bir adım daha yaklaştığımız için ayrıca hoşuma gitti. keep up the good work, dear! ^^

  6. 05 Nisan 2011 14:43

    aslında sana yorum morum yok .ne yaptın yine acımasız zalim çingu .ewon a kıydın yazık ettin .ben inanmıyordum onun bu kadar kötü olabileceğine .diğer taraftan hikayenin öncesinde tae ile böyle bir geçmişleri olduğu izlenimini almadım.yani bu kadar şey yaşadıktan sonra iyi bir arkadaş olması pek aklıma gelmedi.sonra mi na ile ji hoo içinde aynı şekilde ,ji hoo ‘nun mina yı önceden gördüğünü düşünmezdim.sanki hikaye yeni yeni olaylara gidiyor.başta böyle değildi.kötü mü olmuş hayır değişiklik katmış şaşırtmış iyi de olmuş. bravo çingu .
    L ile tae nin böyle apar topar sevgili olmasını daha sindirememişken bir de üstüne bu kadar sahiplenici bir tae görmek beni şaşırttı.Ewon ise başta tae için pek bir uygun iken artık öyle değil sayende çingu 🙂 gail ile ewon u hiç düşünmezdim yani tek taraflı bir aşk olarak kalsaydı keşke içice birbirine girdi olaylar .hikaye adı gibi tutkulu bir ilişkiler çıkmazına döndü 🙂
    mina ile jii hoo yine geri planda kaldı .sen bunları yardımcı oyuncu mu yaptın nedir 🙂
    ji hoo nun annesi de pek bir geniş çıktı canım oğlunun mesleğini hemende kabullenmiş üstelik parayla alışveriş falan yapıyor cık cık cık .
    ewon ile ji hoo geçmişte ne yaşadı onu da merak ettim hatta aklıma bir şey geldi ama hemen def ettim yok yok olamaz gerçi sen onu da yaparsın 🙂
    meraklandırıp sonrasında u dönüşü yapıyorsun ya bravo sana .ben bu hikayeyi hiç tahmin edemiyorum .bu başarından dolayı tebrik ediyor ve çok uzun yazdığımdan hemen kaçıyorum .yeni bölümde görüşmek üzere 🙂

  7. 05 Nisan 2011 20:58

    Çingu sen ne yapıyorsun ya :D:D
    Bu yapışık ikizleri hatta şimdi üçüzler birbirlerine düşüreceksin.
    Lion tarafında olduğumu biliyorsun ama Ewon’a çok üzüldüm ben bu bölümde. Çünkü inanıyorum ki bu zamana kadar verdiği kararlarda hep mecbur kalmış. Tek dayanağı Tae iken onuda kaybetti. Zamanında redederken bile bence içi acımıştı. Cidden seviyordu ancak yine mecbur kalmıştı.

    Ben Ji Hoo ile Ewon çocukluk arkadaşları demiştim. Hatta çok yakınlardı bence demiştim nasılda tutturmuşum. Şuan onun gururu ile dört köşeyim. (Gerçi kime demiştim ne zaman demiştim hatırlamıyorum ama yinede gururluyum işte 😀 ) Ama aralarındaki olayı çok merak ediyorum. Nasıl birşey ikisinin kutuplaşmasına neden oldu?

    Mi Na işi zora sürüklemekten hoşlanıyor. Ji Hoo’ya çok çektirecek. Ancak çocuk öyle aşık ki her dediğini seve seve yapacak gibi duruyor. Senin de dediğin gibi güneş onun için batmayacakmış gibi ancak yazar Lee den herşeyi bekliyorum.

    Tae’nin aşkını itiraf ettiği çocuğun Ewon çıkması süper bir kurguydu ayakta alkışlıyorum.
    Lion’un “Beni seviyorsan kapıyı açarsın” mesajına ikiletmeden kapıyı açmasıda bence çok romantikti.

    Ha birde “Götüme kadar su girdi” – “Başka birşey girmesinden iyidir” Bölümün bomba repliği seçiyorum 😀

    Sonunda Ga In Ewon’un yatağına girdi ancak bu olay ona daha çok giriş gelişme olacak. Şuan kızcağıza çok üzülüyorum. İç güdüleri devam etmesini söylerken mantık çoktan kanadaya kaçmış olur öyle bir durumda. Yapması gerekeni yaptı bir açıdan :D:D Yalnız şimdi Ga In hamile kalsa ne güzel olur :D:D (Amanin içimdeki yeşilçam canavarı çıkıyor 😀 )

    Ve ve Doktor! Kesinlikle nörolojik ya da psikolojik hafıza kaybı. Yoksa Lion’u nasıl unutsun. Güzelll….

    Amma yazdım 😀 Ama sende döktürmüşsün yani 😀 Ellerin dert görmesin. Öperim 😉

  8. 06 Nisan 2011 07:05

    Bu arada diyecektim unuttum. Demek Mercan Lion’u bu kadar etkiledi ha! Çok gururlandım. Mercan yakında cevabını verecek bakalım çalgıcı çocuk nasıl etkilemiş. Gerçi etkilediği aşikar herşey onunla konuştuktan sonra başladı :P. Bu arada dün Astrea’ya da dedim “Dünya duysun çinguluğumuzu” Bak bende yeni bölümde Lion’un kulaklarını çınlattım. Bu kadar olur. Okurken ağzım kulaklarıma deydi 😉 Pes yani dedim…

  9. 07 Nisan 2011 01:08

    uff çok heyecanlı olmuş bu bölüm.. ewon’un zamanında tae’yi reddetmesi bana “antique bakery”de jin hyuk’un sun woo’yu reddettiği sahneyi hatırlattı. ama tae, sun woo gibi değil, nasıl posta koydu ewon’a ama, gururlu çocukmuş aferin:) ben de geçen bölümden beri bu tae sub lion’u nasıl unutmuş diye merak ediyordum, hazıfa kaybı problemi var sanırım, doktora gitmesinin sebebi de bu olmalı.. son olarak ga in’e üzüldüm, bence artık ewon’la olması daha da zorlaştı, hatta sabah pişman olanın ewon olduğunu düşünüyorum.. hayret bir şey ya fıstık gibi ga in dururken ewon’un tae sub için kavga etmesi, nezarete düşmesi ve hikayenin paylaşılamayanının tae sub olması gerçekten çok ilginç:)

  10. 20 Kasım 2011 03:08

    Bu bölüm heycanlı,şaşırtıcı ve finali ile 10 puanı haketti 🙂
    Sonunda pişman olanın kim olduğunu yazmasanda bence Ewon.Ga in pişman olucak hatunlardan değil.Kızı sap gibi bırakmasa iyi olur…

    W’nin Ewonla derdini az çok anladık sonunda.Şaşırdım (Anadolu yakası Şahika edasıyla söylüyorum bunu ^^ ).Annesi herşeyi biliyordu da.Ewon’un tehtidine niye boyun eğdi onu anlamadım.
    Bence düşmanlar ama düzelir onların arası diyorum.Şöyle arkadaş olarak barışsalar felan iyi olurdu hani.

    Bu arada hikayende ilişkileri takip etmek baya zorlaştı.Kimin eli kimin cebinde belli değil’nin tam anlamı bu hikaye oldu.Şu kore dizilerinde ilişkilerin olduğu resimler varya onlardan yapmak lazım senin hikaye ye. 😀 Şekil 1a — http://wiki.d-addicts.com/static/images/1/1c/SecretGardenChart.jpg

    W’nin doğum gününe katılmak için harcadığı eforda iyiymiş yani.Her ne kadar bu bölümde öğrensekte… Kızı hakediyor.Annesiyle olan paragraflarda çok eğlendim.Çok güzel yazmışsın.Ewon’un replikleri baya amerikanvari geliyor bana.Muhtemelen küfülerinden 😀

    Tae’nin hastalığını merak ettim.Ciddi diye geçiyor.Ama lion’u hatırlamaması şüphe çekici.Neyse okumaya devam edeyim ben 🙂

    Ellerine sağlık ^^

  11. minekibuu permalink
    15 Şubat 2012 15:38

    Dedim ben dedim. Yuna nın şu repliği “Daha önce bu kadar ufak bir adım bile atmamıştın kimseye. Ah, yanlış. Aslında atmıştın, hem de Ewon’a değil mi?” beni desteklese de tam emin değilim biraz açar mısın Yuna cım 😛
    Gerçi W nun şu repliği “Ne de olsa bir zamanlar en yakın arkadaşımdı, hatta kardeşimdi.” Tezimi sallandırdı. (Tez: önceki yorumlarda bahsedilen W ve Ewon arasındaki cinsel çekim odaklıdır)
    Final güzeldi. Ewon’un işi bu nede olsa. ama pişman olan da Ewon diye düşünüyorum. GaIn için pişmanlığın yanısıra inanamama gibi bir tepki de gerekirdi 😛
    eline sağlık çingu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: